Güzellik
Bakımlı saçlar için tüyolar
Saç bakımı başlı başına bir uzmanlık alanı ve profesyonel uğraşı haline gelmiş olsa da bireysel olarak kendi çabalarınızla yapabileceğiniz bazı şeylerin de olduğunu unutmayın. İşte bakımlı saçlara sahip olmak için uzman tavsiyeleri…
Kuru saçlar
Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.
Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar.
Kimyasal maddeler ve saç kurutma makinesiyle aşırı derecede kurutma en aza indirilmeli. Öte yandan gölge ve renk, gereğince yapılırsa ışıltıyı ve saçın kalitesini artırabilir. Kullanılan ürünlerdeki peroksit düzeyinin de az olmasına dikkat edilmeli.
Boyamadan sonra saç renginin korunması için, daima boyalı saçlar için geliştirilen ürünler kullanılmalı. Bu ürünler alkol içermez ve pH dengesini korur, böylece saçın fazla kurumasının önüne geçilir.
İnce ve cansız saçlar
Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın.
Hacimsiz saçlar çoğu zaman fazla ürünün, özellikle de saç kremlerinin kullanması sonucu ortaya çıkar. Daha hafif bir ürüne geçin ya da birkaç gün boyunca hiç kullanmayın.
Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle şöyle bir kurutun.
Yağlı saçlar
Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saç derisindeki bezlerden gelen salgılar saç tellerinin üzerini kaplar, toz ve kirler saçta toplanır, böylece saçınız yağlı, cansız ve donuk bir görünüme bürünür. Çaresi: saçınızı her gün arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.
Dalgalı saçlar
Saç türleri arasında en yaygın olanı budur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60 ı değişen oranlarda dalgalı saça sahiptir. Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır.
Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır.
Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.
Saçın ıslakken düz taranması, jöle sürülmesi ve kendi kendine kurumaya bırakılması da izlenebilecek başka bir yöntemdir.
Saçla ilgili önemli ipuçları
Saçınızın sağlığını yitirecek kadar kötüleşmesine izin vermeyin. Güneşten kaçının, özellikle de saçınız boyalıysa…
Her zaman nazik şampuanlar ya da kremler kullanın. Saç tipinize ya da saçınızın durumuna uygun ürünler seçin.
Saçınızı sert havlularla kurulamak dalgaları kıvırcık hale getirebilir.
Saç tipinizden emin değilseniz kuaförünüze ya da uzman tehşhisine başvurun.
Saç kesiminin önemi
İnce telli ve düz saçlar cesaret ister
Saçınızı omuzlarınızdan aşağıya uzatmayın; zekice kesilmiş katlar saçınızı daha kalın göstererek hareket kazandırır. Yüz şeklinize uygun bir perçem de iyi fikirdir.
Kalın ve sert saçlar
En kolay saç tiipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kesmeyin, yoksa çim adama benzersiniz.
Dalgalı saçlar
İnceden kalına doğru uzanır, bu yüzden kesim ve uzunluk tamamen yüz şekline bağlıdır. Ne kadar uzatırsanız, dalgaları o kadar azalır.
Kıvırcık saçlar
Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi stil tekniklerini öğrenin ya da düz hale getirin. Bu sonuncusu kimyasal işlem gerektirdiğinden, saçınızı sağlıklı tutmak için sürekli bakım uygulamanız gerekecek. Düzleştirme işlemini profesyonellere bırakmanız en iyisi.
Cilt bakımı
Karında yağlanma nasıl azaltılır?
Karnımızda oluşan şişkinliği ve yağlanmaları azaltmak için nelere dikkat etmemiz gerektiğini biliyor muydunuz? Pantolonlarınızın içinde sıkışmaktan, ancak birkaç düğmeyi açınca rahat bir nefes alabilmekten sıkıldınız mı? O zaman kolayca şişen, yağ tutabilen, yumuşamaya oldukça müsait olan ‘hassas’ karın bölgemizi nasıl daha ince ve sıkı hale getirebileceğimize bakalım…
Şişmeyi engelleyin
Sindirim sistemin barınağı olan karından sindirimle ilgili herhangi bir problemin işaretini alabilmemiz mümkün. Mayalanma, gazlı içecekler, yemek yerken yutulan havalar, kabızlık, stres gibi birçok etken hem ağrılara hem de karnın şişkinliğine neden olur. Alacağımız birkaç önlemle bu şişkinlikleri önlememiz mümkün…
Yemek yerken acele etmeyin
Alelacele yenmiş ağır bir yemek veya toplantı öncesi hızla yutulmuş bir sandviç, karnınızı şişirmekten ve karnınızın bolca havayla dolmasından başka bir işe yaramayacaktır. Dolayısıyla öncelikle yemek yerken sakim olmanız gerektiğini unutmayın. Bir öğünü bitirmeniz yaklaşık yarım saati bulsun, her lokmanızı iyice çiğneyin.
Liflerin dozunu ayarlayın
Tam tahıllı besinlerden, meyve ve sebzelerden alabileceğiniz liflerin günde 25 – 30 gram arasında değişmesine özen gösterin. Çünkü bu dozda lif bağırsakların çalışmasını sağladığından, iyi bir sindirim için şarttır. Böylece karında şişlikler de oluşmamış olur.
Et ve sebze tüketin
Sebzeler iyi sindirildiğinden ve hazmı kolaylaştırdığından karın şişkinliğini önlemek için ideal besinlerdendir. Kuru sebzelerin yanı sıra, et, balık ve yumurta gibi gıdalar da enerjiye dönüştükleri için midedeki hacmi artırırlar.
Tuzu ölçülü kullanın
Tuzun şişirici etkisini çoğumuz biliriz; çünkü vücuttaki su miktarını tuz fazlasıyla belirler. Dolayısıyla tuz yerine taze otlar ve limonları yemeklerimizde tercih etmek karnımızdaki şişkinlik seviyesini azaltmaya yardımcı olacaktır.
Doğru nefes alıp verin
Doğru bir şekilde nefes alıp vermek vücudumuzdan toksinlerin atılmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla gün içerisinde mutlaka birkaç kez nefes egzersizi yapın. Yavaş yavaş aldığınız nefesi tüm vücudunuzda hissedin.
Yağlanmayı önleyin
Çok fazla ve ağır yemek yendiğinde yağ vücudumuzda birikir ve o da şişkinliğe neden olur. Bu durumu önlemek için de dikkat edeceğimiz birkaç nokta var.
Hareket edin
Özellikle karın çevremizde biriken yağları önlemek için en etkili yöntem spor yapmak, hareket etmektir. Haftada 3 gün düzenli olarak egzersiz yapmaya ve 30 dakikadan fazla oturmuş pozisyonda olmamaya özen gösterirseniz yağları yakabilirsiniz.
Şekeri azaltın
Özellikle tatlılarda, şekerlerde ve sodalı içeceklerde bulunan şekerler, aynı rafine şekerler gibi kandaki insülin seviyesini artıracak ve vücutta yağ seviyesinin yükselmesine neden olacaktır. Dolayısıyla şekeri mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmanız gerekli.
Size göre olanı bulun
Kimi insanda yenilen yiyecekler nedeniyle yağlanma kalça kısmında, kimi insanda ise göbek kısmında oluşur. Siz de kendi anatominizi keşfedip ona göre bir egzersiz ve beslenme programı oluşturursanız uyguladıklarınız daha etkili olacaktır.
Kreminizi sürün
Bazı bölgesel zayıflama kremleri de etkili olmaktadır. İçeriğine ve doktor tavsiyesine göre kullanacağınız bakım kremleri bazen, uyguladığınız tüm beslenme ve spor programının daha etkili sonuç vermesine yardımcı olabilir.
Makyaj
2011 yaz makyajı trendleri
Makyaj modası da yeni sezona uyum sağlayarak değişti. 2011 yılının ilkbahar – yaz sezonunda makyaj oldukça renkli ve göz alıcı. Duru bir ten, renkli gözler ve dudaklar bu sezonun favorileri.
Bu sezon gözler de, dudaklar da renklendi. Güneşin parlak rengi, yazın sıcaklığı makyaja damga vuracak.
İşte Yaz modasının en popüler makyaj trendleri…
Mat ve dikkat çeken dudaklar
Bu sezon seksiliğe yardımcı olan dudak rengi tonları kırmızı ve turuncu. Ama unutmayın mat olanları. Dikkat çekici olmalıyım diyorsanız da renginiz pembe olmalı. Makyajınızı siyah renkli bir rimelle tamamlamanız mümkün. Eğer akşam makyajı ise siyah göz kalemini de ilave edin deriz.
Doğal makyaj
Doğal makyaj bu sezon da revaçta. Kusursuz görünümlü duru bir cilt için kapatıcı kullanabilirsiniz. Hafif bir allık uygulaması, maskara ve doğal görünümlü rujla doğal makyajınızı tamamlayın.
Parlak göz makyajı
2011 yazında gözler renklenecek. İri gözlere sahipseniz dikkat çeken far renkleri kullanmanızı öneriyoruz. Turuncu, pembe, yeşil, mavi… Ama bu kadar vurgulu göz makyajında cildiniz kusursuz olmalı. Kapatıcı ve fondötenler size bu konuda yardımcı olacaktır.
Dumanlı gözler
Dumanlı göz makyajı yaratmak zordur ve pek pratik olduğu söylenemez. Ama modası asla geçmez ve her zaman trenddir. Siyah, gri ve koyu mavi renklerini karıştırarak gözlerde buğulu bir etki yaratabilirsiniz.
Diyet
“Göbekten kurtulmak istiyorum”
“Ne kadar kilo verirsem vereyim şu göbekten kurtulamıyorum” mu diyorsunuz? Evet, ideal görüntüye ulaşma yolundaki en büyük sıkıntılardan biri göbeği eritebilmek!
Hiç bir sabah uyanıp koşuya gittiniz mi? Her zaman enerji dolu olup, her şeyi yapabileceğinizi hissettiniz mi? Bunları hissettiğiniz günler iyi günlerdir. Ama eğer yatağınızın, sabah uykusunun vazgeçilmez konforu sizi sardıysa eyvah! “Azıcık iştahım mı açıldı ne” deyip kahkaha atarak gerekli gereksiz yemeye, abur cubura mı yöneldiniz? Çok değil muhtemelen birkaç hafta sonra aynanın karşısında ya da kıyafetlerinizden birini denerken veya yemek sonrası zor nefes alışlarınızda acı gerçekleri fark edeceksiniz: Kilo aldınız! Ama kendinizi koşmak ya da yürümek için bilinçsizce sokaklara atmak da marifet değil… Aman dikkat! Neden mi?
Başlamak zor
Eğer kiloluyken koşu yapmayı denediyseniz, o zaman çok kısa süre içinde tıkanır ve nefes nefese kalırsınız. Egzersizin başlangıç ivmesi sakin ve vücudunuzu alıştırmaya yönelik olmalıdır. Başlangıçta amacınız egzersiz alışkanlığını hayatınıza sokmak olmalıdır. Hemen 1.5 saat hızlı tempoyla yürümek ya da koşmak değil. Yoksa her zaman kullandığınız o enerji gider ve en basit şeyleri yapmak bile enerjinizi tüketip bitirir. Bununla da yetinmeyip iskelet sisteminizde arızalara yol açar. Bu yüzden o iç sesimize olumlu cevabı vereceğimiz an geldiğinde hedefi belirlemeliyiz.
Kilo birikimimizin vücudumuzun hangi bölgesinde olduğu oldukça önemlidir. Şayet karın bölgesinde fazla yağ varsa bilinmelidir ki karbonhidratı çok seviyoruz ve yemeklerimizi hızlı yiyoruz o halde ilk yapılacak adım hedef belirlemekle birlikte bu yanlışları düzeltmektir. Karbonhidrat yemekten vazgeçemiyorsak öğlen yemeğinde karbonhidratlı besinleri tüketmeyi ve yemek bitirme vaktimizi 20 dakikayla sınırlamayı öğrenmeliyiz yani pizza, makarna, pilav, börek mümkünse rafine edilmemiş olmalı ve bol salatayla yavaş yavaş yenmelidir. Aman salatanın yağına ve içinde patates, havuç, bezelye mısır gibi glisemik indeksi ve kaloriyi yükseltecek besinler olmamasına dikkat edin. Özellikle kilo vermek için cesaretinizi kaybetmeyin ki böylece, yeniden fiziksel aktivite yapma motivasyonunuz olsun. Abdominal bölgede çok fazla yağ bulunduğu zaman, ayakkabı bağlamak gibi basit bir olay, zor bir görev halini alır. Hatta yatağınızı toplarken yatağın üzerine doğru eğilmek bile, sizi yorgun düşürecek ve bir süreliğine oturmak isteyeceksiniz. Bu sizin için moralinizin bozulacağı değil tam tersine başladığınız yenilenme hareketinin ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteren işaret olarak algılanmalıdır. Eğer kararlı olur ve midedeki yağlarınızın da içinde olduğu kilolarınızı verebilirseniz bütün bu işleri tekrar kolaylıkla ve hızlılıkla yapabilirsiniz. Tam motivasyonunuz bozulduğunda kendinize kilolu olup da yapamadıklarınızı hatırlatın ya da kilonuz yüzünden yapmak zorunda olduklarınızı.
İltifat iyidir
Kan basıncınızın olması gereken seviyede olduğu günleri hatırlıyor musunuz? Diyabetik olmadığınız için huzurla yemek aralarını geçirdiğiniz günleri… Ya aldığınız elbisenizin beden ölçüsünü? Sevdiklerinizin size iltifatlarını? Şayet vazgeçerseniz, abdominal bölgedeki yağlar değişmeyecek ve bu sonlarla her gün uğraşmak zorunda olacağız. Oysa karındaki kiloları verirseniz, bazı sağlık sorunlarını tamamıyla lehinize çevirebilirsiniz. Fiziksel aktivitenizi artırma yöntemlerinizden bir başkası da, çocuklarınızla sizden istenilen hareketi yapmanızdır. Çocuklarınız büyümüş olsa bile, çocuklarınızla yaptıklarınızı torunlarınıza da uygulayabilirsiniz.
Çocuklar sizden onları kovalamanızı isterler, bisiklete binmek isterler, top oynamak isterler ve hatta onlarla yerlerde sürünmenizi bile isterler. Eğer çok fazla abdominal yağa sahipseniz, çocuklar bu aktiviteleri yaparken siz sadece onları uzaktan izlersiniz. Ya da kararlıysanız bu aktivitelere yeni beslenme düzeniniz ve fiziksel aktivite başlangıcınızla yavaş yavaş katılırsınız. Egzersize, hazır olmadan başlamak size yarardan çok zarar verebilir. Bunu sakın unutmayın. Bir de egzersizin yanı sıra dengeli beslenmeyi yaşam biçimi haline getirirseniz işte artık yenilmezsiniz!
Yaşam tarzınızı değiştirin
Yaşam tarzınızda küçük birkaç değişiklik, karın yağlarınızı kaybetmenize yardımcı olarak, hayattan yeniden zevk almanızı sağlar.
- Karbonhidratlı yiyecekleri öğlen tüketmek.
- Yemeklerinizi yavaş yemek, 20 dakikada sofradan kalkmak.
- Uygun porsiyonları gerektiği kadar tüketmek.
- Yağ yakmak için, çok fazla kalori tüketmeyeceğiniz uygun bir diyete başlamak.
- 2 dilim taze ananası ve bir bardak diet süt veya kefirle akşam mönüsünün 2 saat sonrasında tüketmek.
- Karın bölgemize yönelik mekik gibi hareketlere yönelmek.
- Ayrıca haftalık rutininize bir egzersiz programı da eklemeniz gerekir. Sakın bir anda günde 3 saat egzersiz yapmanız gerektiğini düşünmeyin. Eğer vücut şekliniz düzgün değilse, egzersize yavaş olarak başlamak önemlidir ve yolunuzu bu şekilde belirlerseniz kilolarınız gitmeye başlar. Haftanın 3 günü, günlük 45 dakika çalışmak fazlasıyla yeterlidir. Abdominal yağları kaybetmenizi sağlayacak gerçekçi hedefler belirleyeceğinize eminim! Haydi, gecikmeden başlayın. Karnınızı içinize çekmek yerine o karından kurtulmak daha iyi değil mi?
Karın kaslarını germek için
Yere sırtüstü uzanın. Bacaklarınızı bükün, ayaklarınızı kalça genişliğinde açın. Karın kaslarınızı gerin, baş ve vücudunuzun üst kısmını yükseltin. Bu pozisyonda, sırtınızın alt kısmını zemine doğru bastırın. Omuz genişliğinde kavradığınız iple birlikte kollarınızı öne doğru uzatın. Bu pozisyonda, elinizdeki iple yarım daire çizmeye çalışın. Böylece karnınız sıkılaşacak…
Taylan KümeliModa
Doğru pantolon nasıl seçilir?
Rahat ve kullanışlı olduğu sürece her zaman hayatlarımızın önemli birer parçası olan pantolonlar doğru seçilmediği müddetçe bütün günü işkence altında geçirmeye neden oluyor. İşte bu tür sıkıntılar yaşamamak için doğru pantolon seçimi için dikkat edilmesi gereken noktalar…
Minyon tipler için doğru pantolon
Duble paçalardan ve bol modellerden kaçının, özellikle dar inen modeller sizin için doğru seçim olur. ‘Cigarette’ pantolonların en ideal tipleri sizsiniz.
Armut tipler için doğru pantolon
Cepsiz ve boru paça inen modelleri tercih edin. Tercihinizi hiç pilesi olmayan veya tek pileli modellerden yana kutlanın.
Erkeksi tipler için doğru pantolon
Pilili modeller daha yuvarlak hatlara sahip olmanızı sağlarlar. Bol modelleri belinize kemer takarak kullanın. Chloe’den ilham alabilirsiniz.
Yuvarlak hatlılar için doğru pantolon
Tam bel hizanızda veya biraz daha altında biten modelleri deneyin. Boru paça ve koyu renkler sizin için ideal.
Büyük göğüslüler için doğru pantolon
Mutlaka düşük bel pantolonlar giyin. Yüksek bel modeller dikkati göğüslere çekerler.
Soru: Erkeksi vücut hatlarım var. Daha yuvarlak hatlı görünmek için ne tarz kıyafetler giymeliyim?
Cevap: Pileli modelleri tercih edin. Pileli etek, pantolon veya elbiseler daha yuvarlak hatlı görünmenizi sağlar. Ayrıca drapeler de çok işe yarayacaktır. Elbise seçimlerinizi gömlek elbiselerden veya kruvaze gelen modellerden yana kullanabilirsiniz. Belinize takacağınız kemer vücut netlerinizi ortaya çıkarır. Pantolonunuzda, elbisenizde veya gömleğinizde de cepler olmasına özen gösterin, böylece daha kıvrımlı görünürsünüz.
Soru: Bel çukurumdan dolayı pantolonlarımın her zaman tadilata ihtiyacı oluyor. Nasıl modeller seçmeliyim?
Cevap: Yüksek veya düşük bel pantolonlar tercih edin. Standart belli modellerde her zaman sorun yaşama ihtimaliniz var. Birçok kişinin ortak sorunu olduğu için markalar bazen özel modeller üretiyorlar. Pantolon alırken satış danışmanına böyle bir modelleri olup olmadığını sorun. Mesela Banana Republic’in ‘Jackson Fit’ modeli bu sorunu yaşayan kadınlar için özel olarak üretilmiş.
Yaşam
Parmak izini silen gen bulundu
İsviçreli bir kadının 2007′de havaalanında parmak izinin alınamaması nedeniyle zor anlar geçirmesine yol açan “kimliksizliği” araştıran bilim adamları, bu duruma genetik mutasyonun neden olduğu sonucuna vardı.
Nadir bir mutasyonun bazı kişilerin parmak izi olmadan doğmasına neden olduğu ortaya çıktı.
İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi ve İsviçre’deki Basel Üniversitesi Hastanesi’nden bilim adamları, “adermatoglifia” adı verilen “parmak izsizliğine” maruz kalan 5 ailenin bireylerini inceledi.
Ailelerden birinin 3 kuşağının gen yapısını inceleyen bilim adamları, parmak izi olmayanların SMARCAD1 geninde mutasyon olduğunu gördü.
Araştırma, “The American Journal of Human Genetics” dergisinde yayımlandı.
Parmak uçlarında şifrelenen kimlikler olan parmak izleri tek yumurta ikizlerinde bile farklı.
Sağlık
Uyku apnesine dikkat
Uzmanlar, uyku bozukluklarının göğüs hastalıklarından nörolojiye, nörolojiden kulak burun boğaza, kardiyolojiden kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş olan bir hastalık olduğunu söylüyor. Uyku bozukluklarının alanı çok geniş! Hala kişilerin uykuya dalamama, uyuyamama gibi rahatsızlıklar çektiği sanılıyor ama durum çok farklı
Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Uyku Derneği (UYKUDER) Başkanı Prof. Dr. Oğuz Köktürk yaptığı açıklamada, UYKUDER’in tek amacının, Türkiye’de henüz ana bilim dalı olamamış uyku tıbbını, hak ettiği düzeye getirmek olduğunu ifade etti.
Uyku tıbbının bir bilim dalı olamaması sebebiyle konuyla ilgili faaliyetlerin dernek çalışmaları ötesine gidemediğini belirten Köktür, “Uyku bozuklukları sınıflamasında 85 tane hastalık var. Ancak hala uyku ile ilgili hastalıkların uyuyamama ya da uykuya dalamama gibi sorunları kapsadığı sanılıyor. Böyle olunca uyku hastalıkları içerisindeki diğer başlıklara tanı koyup, ayırıcı tanı yapamadığımız için sağlıklı tedavi etme şansınız da yok” dedi.
Köktürk, uyku hastalıkları içerisinde tanımlanan uyku apnesinin (uykuda solunum durma sendromu) insan yaşamını çok fazla etkilediğini ve son derece ağır sonuçlar yaratan, kalp damar sisteminden, damar sistemine kadar bütün organları bozan bir hastalık olduğuna işaret etti.
Uyku apnesi sendromu yaşayan hastaların çoğunun bunun bir hastalık olduğunun farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Köktürk, şöyle devam etti:
“Bu hastalığın farkındalığını yaratmaktaki en önemli şey önce hekimlerin bu konuda bilgisi olması. Hekimler bilgili olacak ki onlara gidecek hasta olsun. Dolayısıyla bu konudaki hekimler Türkiye’de yok denecek kadar az. Türkiye’de uyku tıbbı alanında bir eğitim verilmediğini çok net olarak söyleyebiliriz. Bizler tamamen kendi imkanlarımızla yurt dışında aldığımız eğitimlerle bu noktaya geldik. Uyku bozukluklarının çok büyük bir özelliği var; göğüs hastalıklarından tutun nörolojiye, nörolojiden tutun kulak burun boğaza, kardiyolojiden tutun kadın hastalıklarına kadar etki alanı çok geniş.”
Prof. Dr. Köktürk, her “horlayan” insanın uyku apnesi olmayacağını, ancak horlayan hastaların çoğunda da bu hastalığın bulunabileceğinin unutulmaması gerektiğine dikkati çekerek, “Değerlendirmemiz sonucunda, eğer bir hastada uykuda solunum bozukluğunu düşünüyorsak, horlama veya ötesinde mutlaka bir gece polisomnografi tekniği dediğimiz bir uyku tekniği yaparak değerlendiriyoruz. Bu da dünyadaki en dinamik testlerden bir tanesi” diye konuştu.
Uyku apnesi sendromunun uzun süreli bir nefes durmasında hiç beklenmedik bir şekilde uyku sırasında ölüme yol açabileceğini ifade eden Köktürk, şunları kaydetti:
“Uyku apne sendromunun en ağır sonuçları kalp damar sisteminde ve beyin damar sisteminde görülür. Senelerce horlayan, uykuda nefesi duran ve büyük bir kısmı da her bırakılan yerde uykuya dalan bu hastalarda, ciddi damar problemleri oluşabiliyor. Bizim bu uyku sorularını çok önceden yakalamamız gerekiyor ki bu diğer hastalıklar olmadan kontrol altına alabilelim. Bu hastalık 40-65 yaş erkek hastalığıdır. Görülen yaş grubu bu, ama maalesef bu bilgiye dayanarak, ‘kadınlarda görülmüyor, çocuklarda görülmüyor’ diye yanlış bir bilgi de var.”
Hastalık çocuklarda da görülebilir
Prof. Dr. Köktürk, uyku apnesinin çocuklarda gelişmesinin en büyük iki nedenin, bademcikler ve geniz eti olduğunu söyledi.
“Bu hastalığın görüldüğü yer, üst solunum yolu. Dilimizin ve küçük dilimizin arkasındaki nefes borusunun gece tıkanmalarıyla karakterize bir hastalık. Dolayısıyla burası tıkandığı zaman tabii oksijen değerleriniz düşüyor” diyen Köktürk, çocuklarda cerrahi tedavi gerçekleştirildiği zaman, uyku apnesinin tahribat yaratmadan ortadan kalkabileceğini, ancak hastalığın çocuklarda gelişen boyutunun da çok önemsenmediğini kaydetti.
Hastalık için illaki geniz eti veya bademcik olması gerekmediğini, çenesi küçük ve geride olan, küçük solunum borusuna sahip olan kişilerde de görülebileceğini dile getiren Köktürk, şöyle devam etti:
“Hepimizde, uyku sırasında üst solunum yolu küçülüyor. Ancak üst solunum yolu küçük olan insanlarda solunum yolu uykuda daha çok daralıyor vaya kapanıyor. 65 yaşına kadar genellikle bu mekanizma aktif olarak çalışıyor. Ama 65 yaşından sonra tüm reflekslerde olduğu gibi bu refleksin de zayıflaması nedeniyle hastalığa yakalanmayacaksınız diye bir garantiniz yok. Ama hastalığın sadece ölüme yol açtığını düşünmeyin, hastalık felç gibi durumlara da sebebiyet veriyor.”
Sağlık Bakanlığı hekimlere, hastalığın eğitimini vermeli
Prof. Dr. Köktürk, Türkiye’de uyku tıbbının çok hızlı bir şekilde ana bilim dalı olmasa bile bilim dalı haline getirilmesi gerektiğini belirterek, “Tartışmaları bir kenara bırakıp Türkiye’de bir bilim dalı olmasının sağlanması gerekiyor. Bu konuda tek yetkili merci, tek otorite de Sağlık Bakanlığı. Sağlık Bakanlığı bir an önce bunu sertifika programı tarzından çıkarıp, bu hastalığın eğitimini vermeli” şeklinde konuştu.
-
Site içi arama yapın
-
-
E-posta Aboneliği
Güncel haberlerimizin günlük olarak e-posta adresinize gelmesin istiyorsanız lütfen abone olun.Bu hizmetimiz FeedBurner altyapısını kullanmaktadır. -
-
-
Son Yazılar
-
Tanıtım
-




